{"id":31890,"date":"2023-04-10T14:16:20","date_gmt":"2023-04-10T11:16:20","guid":{"rendered":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/?p=31890"},"modified":"2023-04-21T20:44:38","modified_gmt":"2023-04-21T17:44:38","slug":"ruyayi-kaybetmek-ve-ruyaya-kavusmak","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/ruyayi-kaybetmek-ve-ruyaya-kavusmak\/","title":{"rendered":"R\u00fcyay\u0131 Kaybetmek ve R\u00fcyaya Kavu\u015fmak"},"content":{"rendered":"\n
Uyar\u0131:<\/strong> Bu yaz\u0131da ge\u00e7en y\u0131l “Netflix’te” <\/strong>g\u00f6sterime giren “The Redeem Team”<\/strong> belgeseli hakk\u0131ndaki fikirlerimi payla\u015faca\u011f\u0131m. Dolay\u0131s\u0131yla kar\u015f\u0131n\u0131za pek \u00e7ok “spoiler” <\/strong>\u00e7\u0131kabilir.<\/p>\n\n\n\n 2002 yaz\u0131, T\u00fcrk sporunun alt\u0131n yaz\u0131yd\u0131 desem herh\u00e2lde abartmam. T\u00fcrk Milli Futbol Tak\u0131m\u0131’n\u0131n D\u00fcnya Kupas\u0131 \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bug\u00fcn bile co\u015fkuyla an\u0131msar\u0131m. Heyecanla ge\u00e7en Haziran’\u0131n ard\u0131ndan A\u011fustos sonunu ve elbette Eyl\u00fcl’\u00fc de iple \u00e7ekmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131m. EuroBasket 2001’de gelen g\u00fcm\u00fc\u015f madalya, futbol milli tak\u0131m\u0131n\u0131n ard\u0131ndan 12 Dev Adam’\u0131n d\u00fcnya kupas\u0131 ma\u00e7lar\u0131n\u0131 da umutla beklememe sebep olmu\u015ftu. Son derece kabiliyetli 1979-80 jenerasyonunun uluslararas\u0131 platformda bir kere daha k\u00fcrs\u00fcye \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131na inanc\u0131m tamd\u0131. Ancak Indianapolis’teki turnuva b\u00fcy\u00fck bir hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc. Hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011frayan yaln\u0131zca T\u00fcrk basketbolseverler de\u011fildi. Amerikan basketbol kamuoyu da kendi milli tak\u0131m\u0131n\u0131n Indianapolis performans\u0131ndan epey rahats\u0131zd\u0131. Bunda da a\u00e7\u0131k\u00e7as\u0131 hakl\u0131yd\u0131.<\/p>\n\n\n\n Amerika’n\u0131n basketboldaki ulusal h\u00fcsran\u0131 san\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi 2004’te de\u011fil, 2002’de ba\u015flad\u0131. Fakat 2004’deki h\u00fcsran \u00e7ok daha heybetli oldu \u00e7\u00fcnk\u00fc Atina’daki kadro 2002’deki kadroya g\u00f6re \u00e7ok daha iddial\u0131yd\u0131. Hatta o Amerika, olimpiyatlardan \u00f6nce T\u00fcrkiye’yle \u0130brahim Kutluay’\u0131n y\u0131ld\u0131zla\u015ft\u0131\u011f\u0131 2 haz\u0131rl\u0131k ma\u00e7\u0131 da yapt\u0131. \u00c7aylak sezonunu hen\u00fcz bitiren LeBron, Melo ve Wade’in yan\u0131nda tecr\u00fcbeli Iverson, Duncan ve Marbury de mili tak\u0131m\u0131n formas\u0131n\u0131 giyiyordu. Gelgelelim, 2004 Olimpiyatlar\u0131’nda Amerika bronz madalyayla yetinmek zorunda kald\u0131. 2006 D\u00fcnya \u015eampiyonas\u0131’nda da yine \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcl\u00fckten \u00f6teye ge\u00e7emedi. Larry Brown’dan sonra b\u00fcy\u00fck \u00fcmitlerle tak\u0131m\u0131n ba\u015f\u0131na getirilen Mike Krzyzewski de ilk s\u0131nav\u0131nda \u00e7are olamad\u0131. S\u0131radaki hedef 2008 Pekin Olimpiyatlar\u0131’yd\u0131. Kadroda pek \u00e7ok gen\u00e7 NBA y\u0131ld\u0131z\u0131 bulunuyordu. Zafere ula\u015fmak i\u00e7in bu gen\u00e7 yeteneklere “h\u0131rsl\u0131, lider karakterli ve \u015fampiyon bir a\u011fabey” <\/strong>gerekiyordu. 2008 senesinde bu \u00f6zellikleri ta\u015f\u0131yan bir basketbolcudan laf a\u00e7\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda akla gelen ilk isim \u015f\u00fcphesiz ki Kobe Bryant’t\u0131.<\/p>\n\n\n\n Asl\u0131nda 2008 yaz\u0131 Kobe i\u00e7in pek de iyi ba\u015flamad\u0131. Lakers, 2004’\u00fcn ard\u0131ndan bir kere daha finale kald\u0131, ancak bu sefer de ezeli rakibi Celtics’e boyun e\u011fdi. Pekin’deki turnuva Kobe ad\u0131na da yeni bir meydan okuma ve tazelenme s\u00fcreciydi. Nitekim, milli tak\u0131m kamp\u0131nda kazanma arzusunu t\u00fcm tak\u0131m arkada\u015flar\u0131na profesyonelce a\u015f\u0131lad\u0131. LeBron, Wade ve Melo sabah idman\u0131ndan \u00f6nce uykulu g\u00f6zlerle kahvalt\u0131ya indi\u011finde Kobe \u00e7oktan bireysel idman\u0131n\u0131 tamamlam\u0131\u015f, du\u015f almaya haz\u0131rlan\u0131yordu. Kobe’nin bu \u00f6rnek i\u015f ahl\u00e2k\u0131n\u0131 g\u00f6ren tak\u0131m arkada\u015flar\u0131 da \u00e7ok ge\u00e7meden ona uyum sa\u011flad\u0131. Bundan b\u00f6yle tak\u0131mdaki her oyuncu ekstra \u00e7al\u0131\u015fmaya gayret g\u00f6steriyor, a\u011f\u0131rl\u0131k idmanlar\u0131n\u0131 da daha titiz yap\u0131yordu. Tak\u0131m antrenmanlar\u0131nda ise disiplin had safhadayd\u0131. Kobe’nin organizasyona getirdi\u011fi “ciddiyet”<\/strong> 1992’nin ard\u0131ndan 2008’de de Amerika’y\u0131 nama\u011flup alt\u0131n madalyaya ta\u015f\u0131d\u0131. Gruptaki ma\u00e7\u0131n\u0131n hemen ba\u015f\u0131nda Kobe’nin Lakers’tan tak\u0131m arkada\u015f\u0131 olan Pau Gasol’u sert bir dirsek darbesiyle yere d\u00fc\u015f\u00fcrmesi, zafere giden yolun herh\u00e2lde en “ciddi”<\/strong> sembol\u00fcyd\u00fc.<\/p>\n\n\n\n Belgesel, Amerikan basketbolunun uluslararas\u0131 ser\u00fcvenini ve bu ser\u00fcven boyunca ge\u00e7irdi\u011fi d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc ustal\u0131kla i\u015fliyor. Bunu yaparken ad\u0131ndan da anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere “2008 Olimpiyatlar\u0131’n\u0131”<\/strong> ve “Redeem Team’i”<\/strong> mercek alt\u0131na al\u0131yor. Film, Kobe Bryant’\u0131n konu\u015fmas\u0131yla a\u00e7\u0131l\u0131yor. Filmin devam\u0131nda da s\u0131k s\u0131k Kobe’nin ne kadar \u00f6zel bir sporcu oldu\u011fu vurgulan\u0131yor. Dolay\u0131s\u0131yla bu yap\u0131m, ayn\u0131 zamanda rahmetli Kobe’ye bir minnet ve sayg\u0131 niteli\u011fi ta\u015f\u0131yor. Belgeseli seyrederken emektar ko\u00e7 Doug Collins’in 1972 M\u00fcnih Olimpiyatlar\u0131’n\u0131n finalinde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 trajik ma\u011flubiyeti yeni nesil Amerikal\u0131 basketbolcularla payla\u015fmas\u0131n\u0131 \u00e7ok etkileyici buldum. Collins’in oyuncularla kurdu\u011fu duyguda\u015fl\u0131\u011f\u0131n da zirveye giden yolculukta yads\u0131namaz pay\u0131 oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Chris Bosh’un tan\u0131k oldu\u011fu olaylar\u0131 anlat\u0131rken tak\u0131nd\u0131\u011f\u0131 surat ifadelerini g\u00f6rmek de sahiden \u00e7ok e\u011flenceliydi. O jest ve mimiklerle \u00e7ok se\u00e7kin bir komedi akt\u00f6r\u00fc olabilir. Belgeselde kendi ad\u0131ma ho\u015fuma gitmeyen tek unsur, Krzyzewski’nin askeri ge\u00e7mi\u015finden hareketle Irak Sava\u015f\u0131’na yap\u0131lan g\u00f6ndermeydi.<\/p>\n\n\n\n “Dream Team”<\/strong> ve “Redeem Team” <\/strong>basketbolseverler aras\u0131nda bug\u00fcn bile k\u0131yaslan\u0131r. Hangisinin daha iyi oldu\u011fu, basketbolseverin kendisine kalm\u0131\u015f. Ancak Amerikal\u0131lar i\u00e7in 1992’nin “r\u00fcyay\u0131”<\/strong>, 2008’in ise “o r\u00fcyan\u0131n geri d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc” <\/strong>simgeledi\u011fi kesin. 2008’in bir ba\u015fka \u00f6zel yan\u0131 da Amerika-\u0130spanya d\u00fcellosunun basketbol tarihinin seyir zevki en y\u00fcksek kar\u015f\u0131la\u015fmalar\u0131ndan biri olmas\u0131. Bu epik finali bir kere daha izlesem iyi olacak. Zaten epeydir akl\u0131mdayd\u0131…<\/p>\n\n\n\n <\/p>\n\n\n\n <\/p>\n\n\n\n <\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":" Uyarı: Bu yazıda geçen yıl “Netflix’te” gösterime giren “The Redeem Team” belgeseli hakkındaki fikirlerimi paylaşacağım. Dolayısıyla karşınıza pek çok “spoiler” çıkabilir. 2002 yazı, Türk sporunun altın yazıydı desem herhâlde abartmam. Türk Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası üçüncülüğünü bugün bile coşkuyla anımsarım. Heyecanla geçen Haziran’ın ardından Ağustos sonunu ve elbette Eylül’ü de iple çekmeye başlamıştım. EuroBasket […]<\/p>\n","protected":false},"author":1469,"featured_media":31970,"comment_status":"open","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[1],"tags":[],"class_list":{"0":"post-31890","1":"post","2":"type-post","3":"status-publish","4":"format-standard","5":"has-post-thumbnail","7":"category-basketbol"},"aioseo_notices":[],"amp_enabled":true,"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/31890"}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1469"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=31890"}],"version-history":[{"count":68,"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/31890\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":32012,"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/31890\/revisions\/32012"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/media\/31970"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=31890"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=31890"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.sonperiyot.com\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=31890"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}